/ hasta hikayeleri

Kurtuluş Eroğlu

Kurtuluş Eroğlu; Türkiye’nin Tokat ilçesinde doğdu ve büyüdü. 3 kardeşin en büyüğü olan ve hayat dolu bir çocukken 12 yaşında salıncaktan düşmesiyle yaşamı değişen Kurtuluş’ un sağlık problemi de bundan sonra başladı. Genetik bir hastalığı vardı ve bu geçirdiği ufak kaza hastalığının başlangıç noktası oldu. Fakat ne ailesi ne kendisinin bu rahatsızlığından hiçbir haberi yoktu. Kurtuluş, salıncaktan düştükten sonra şiddetli bir ağrı ile ayağının üzerine basamaz. Durumu küçük bir burkulma zannederek üstüne çok fazla düşmez. Sonrası belki çıkık olmuştur diye ailesi onu kırık-çıkıkçıya götürür. Orada gerekli işlemler o günün imkanlarına göre yapılır. Fakat film çekilmediği gibi ayak bileği yerine oturtulmaya çalışılmış ve Kurtuluş büyük ağrılar çekmiştir.

Hikayesine onun sözleriyle devam edelim;

12 yaşından beri süregelen mücadelemi bitiren ve beni sağlığıma kavuşturan canım doktoruma ve ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum

Kurtuluş Eroğlu

“Bu yanlış müdahaleden sonra ağrı ve şişlikten hiç bir değişiklik olmadı. Aksine 1 yıl içinde şişlik, ağrılarla beraber yavaş yavaş artmaya başladı. Bunun üzerine bize en yakın araştırma hastanesi olan Sivas’a gittik. Orada ortopedi bölümüne sevk edildim. Bacağım ölçüldü ve iki bacak arasındaki farka baktılar ama maalesef gene de tanı koyamadılar. Yaptıkları tetkiklerin sonucunda ilaca başladılar. Uygulanan tedavi yöntemlerinin hiç bir etkisi olmadı. Sonra 17 yaşında İstanbul a çalışmaya geldim. Bu dönemde gene araştırmaya başladım. Buradaki araştırma hastanesi de “düztaban” olduğuma karar verdiler ve ayakkabının içine tabanlık verip 1 yıl kullanmamı istediler ve 1 yıl sonra gene hiç bir gelişme olmadığı gibi büyümekten kaynaklı şişme daha da artmaya başladı.

21 yaşında evlendiğimde tüm umutlarım tükenmişti. Yürüme engelim olmasa da psikolojik olarak son derece depresif idim. Şişler arttığı zaman hareket kabiliyetim azalıyor ayakta durmakta zorluk çekiyordum. İstediğim gibi giyinemiyordum. Bir kadın için bunun ne kadar zor bir durum olduğunu hayal edebiliyor musunuz.

Eşimle 2003 senesinde tekrar bir araştırma yapmaya karar verdik. Yine sonuç alınamadı. Sıcak su tedavisi yapıldı ve hiç ayağımın üzerine basmamam gerektiği söylendi. Vaz geçmeden yaptım ama gene sonuç alamadım. Hatta ayağım hissizleşti. Daha sonrasında 2008 de bacağım bir enfeksiyon kaptı. Yara veya benzeri bir durum yokken bacağım aşırı şişmeye başladı. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesine randevu için başvurduk ve 1 yıl sonraya randevu verdiler. Acilden girerek bu 1 yılı eledik. Doktordan aldığımız cevap şuydu; “bu hastanenin donanımı sizin hastalığınızın teşhis ve tedavisi için yeterli değil” dedi.

Dizden aşağım kıpkırmızı ve oldukça şiş idi. Hareket imkânım yok, çömelemiyorum, dokunamıyorum ve deliler gibi ağlıyordum. Tekrar bir çare bulmak ümidi ile Çapa Tıp Fakültesi Hastanesine gittik ve ilk defa oradaki Dr. Alis doğru teşhisi koydu. Lenforderm hastasıydım. Beni fizyoterapiste gönderdiler. 11 seans direnaj mesajıyla ve bası bandajı ile çok iyi sonuç aldım. Akabinde, lenf çorabı kullanmaya başladım. Tam anlamıyla; 2003 ‘den 2016 yıla kadar eşimle bu hastalıkla mücadele ettik.

Bize her zaman bu hastalığın asla ameliyatı yok olursa daha kötü olur diye bilgi  verdiler. Başka bir doktor bu hastalığın ameliyatı var ama iyileşme şansı %30 ve denemeye bile değmez diye bilgi verdi, bir ilaç önerdi.  Bu ilaç hem çok pahalıydı hem de Türkiye de yoktu ayrıca asla tedavi amacı yoktu sadece semptom hissiyatını azalıyordu.

Asla vazgeçmedim. Sürekli internette araştırma yaptım ve bu sayede Mehmet hocayı buldum. Mehmet hoca 17 yıl bu hastalığı çeken bir hastaya ameliyat yapmış ve iyi sonuç almıştı. Bu artık son ümidimdi. 12 Aralık 2016 tarihinde, 8 saat süren ameliyatım sonrası sanki hayata yeniden geldim.
1.5 ay kadar hareket imkanım kısıtlıydı. 3. ayın sonunda tamamen iyileşip hayatıma kaldığı yerden ve artık lenfoderm ile mücadele etmek zorunda kalmadan bir yaşama başladım. Ameliyatımda, hocam boynumdan aldığı sağlam lenfleri ayak bileğime naklederek orada şişmeye sebep olan ve direnajı önleyen kısmı by-pass etti. Nakil yaptığı alanda, damarlanma olmaya devam ediyor ve bu devam ettikçe aynı oranda incelme de günden güne artacak.

Mehmet hocama söyleyecek o kadar çok şey var ki onu buraya, bu satırlara sığdırabilmek mümkün değil. Bana umut ışığı olduğu için ona çok teşekkür ediyorum.  Manevi olarak destek olduğu, ben ve benim gibilere hastalığımızın bir çaresi olduğunu yaşattığı için ona müteşekkirim. 12 yaşından beri süregelen mücadelemi bitiren ve beni sağlığıma kavuşturan canım doktoruma ve ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Benim gibi hastalara ilham olması ve önderlik etmesi için bu yazıyı yazmak ve yollamak istedim. Umarım benim gibi çaresiz olduğunu düşünen insanlara ulaşabilme imkanı olur.”